hayır! bütün güzel sözcükler tükenmedi, henüz yazılmamış, yazılmayı bekleyen şiirler var.
Öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, hiçbir şeyi sevmiyor, duvar gibi, her şeye muhalif… O insanlara göre, Türkiye’de hiçbir şey iyiye gitmiyor, her şey kötüye gidiyor. Bir delikanlı düşünün, sevgilisini yeterince sevmiyor. İlk tartışmada sevgilisini terk ediyor, başka tarafa yöneldiği için. Düşünün bir insan annesini sevmiyor. Annesini sevmeyen Türkiye’yi niye sevsin?.. Türkiye bana annemi hatırlattığı için, Türkiye bana arkadaşlarımı hatırlattığı için; annemi, arkadaşlarımı çok sevdiğim için Türkiye’yi çok seviyorum."

Ben doğrusu kin tutarım. Yani birisiyle çatıştığımı pek unutmam. Ben “haksız” bir tasarrufu, kimsenin yanına bırakmamaya çalışırım. Yufka yürekliliği hak eden vardır, etmeyen vardır. Yani mel’unun birine, niye yufkalık yapayım ki? Yalan söylemiş, hırsızlık yapmış, dolandırmış, aldatmış, onu unutmam. Yaptığını, kimsenin yanına bırakma taraftarı değilim. Af müessesesi ya da boş verme çalışmaz. Mesela hiç unutmam, iki kişinin kavgasında mağdura dedim ki: Herif bunu bana yapsa, burada da fena cevabını alır, on sene sonra da, yirmi sene sonra da alır. Bitmez o fasıl; açılmıştır onun defteri. Elim ayağım tuttukça ona bir şey yaparım. Hiç kimseye toplumda “hak etmediği bir statüyü” vermemek lazım. Bu haksız bir imtiyazdır.

Sadece salak salak gülüyorlardı. Kendilerini hep dışarıda bıraktıklarıyla tanımlayan insanlar böyledir. Bir tür uyuşturucu, alttan alta hep var olan sessizliği işitmelerini önleyen bir tür gürültüdür kahkaha onlar için. Gülmek hayatla yüzleşmekten korur onları."